Yekder Gençlik Eğitimlerinin Felsefesi

Yusuf Alpaydın

YEKDER'de yürüttüğümüz gençlik çalışmalarında da esas alıp bir ideal olarak hayata geçirmeye çalıştığımız yedi ilke var. Bunları irfanı geliştirme, marifeti geliştirme, tamamlayıcılık, gelişimsel yönelimlere duyarlılık, bütünsel gelişim, kabiliyetlere göre çeşitlendirme ve hal ile eğitim olarak başlıklandırıyorum. Tabii her bir maddenin uzun uzun izah edilecek bir takım fikri zeminleri var. Ancak burada ana hatlarıyla izah etmeye çalışayım. 

Gençlik eğitimlerinde ilk ilkemiz tamamlayıcılıktır. STK ların gençlere vereceği eğitimler okulda verilmeyen yada yetersiz verilen konu ve alanlara yönelmeli, okulun alternatifi olarak israfa yol açmamalı. Örneğin, gençlere yönelik faaliyetlerde okul derslerinin yer almasını anlamsız buluyoruz. Peki okulda eksik bırakılan, veya verilmesi çok mümkün olmayan şeyler ne ki bizler bunları yaygın eğitim sürecinde gençlere kazandıralım. Bundan sonraki ilkelerimiz bir anlamda bu sorunun cevabı olarak da kabul edilebilir.

İkinci ilkemiz irfanı geliştirmedir. İrfan kavramının farklı anlam ve çağrışımları olmakla birlikte benim burada kastım geleneksel olarak şuur kazandırmak dediğimiz şeydir. Bu şuurun inşasında üç temel öğesinden bahsedilebilir. Bunlardan ilki gençlerin sahip oldukları temel değerlere güven duyması. Yani Kur’an’a, Sünnete, medeniyete, ümmete, içinde yaşadığı topluma yönelik Özgüven. İkincisi Varoluşsal Perspektif sahibi olmak. Ben kimim, dünyadaki amacım ne, ne yapabilirim, ne yapmalıyım ? gibi sorulara cevap verebilmesi. İrfanın üçüncü boyutu ise ilk iki maddedeki inançların hissiyata dönüşmesi diyebileceğimiz Duyarlılık. Toplumsal konularla ilgili gençlerin farkındalığının artırılması, sorumluluk duygusunun, gönüllülük bilincinin geliştirilmesi. 

Gençlik eğitimi felsefemizin ilkelerinden biri de marifeti geliştirmektir. Dilimizde marifet kavramının ikili bir anlamı vardır. Bunlardan biri tanımaktır. Marifetün nefs dediğimizde kişinin kendini tanımasından bahsederiz. Bir diğeri ise marifetli çocuk tamlamasında görüleceği üzere hüner anlamındadır. Okullar gençler için hayatla ilgili, meslek yaşamı ile ilgili temel bazı bilgi ve becerileri kazandırıyorlar. Ancak okulların mevcut yapısı, kültürü ve programları sosyal beceriler olarak adlandırabileceğimiz hayatla ilgili becerileri kazandırmada öğrencilere yeterli deneyim imkanını sunamıyor. Bu nedenle gençlik eğitimi yapan kuruluşlar bu boşluğu doldurmalı diye inanıyoruz. Kaynaklarını okullara göre daha esnek biçimde kullanabilme şansına sahip olan sivil kuruluşlar Marifet-Sosyal Beceri geliştirme kapsamında gençlere ortam sağlayabilirler. Böylece özellikle iletişim becerilerinin gelişimi (farklı insanlarla tanışma, paylaşma-empati, kendini ifade etme, sunum-hitap çalışmaları yoluyla) ile liderlik ve girişimcilik becerilerinin gelişmesinde (proje geliştirme ve uygulama, yönetsel görevler alma, çeşitli organizasyonlarda görevler alma yoluyla) sivil kuruluşlar önemli bir rol oynayabilirler.

Dördüncü ilkemiz hayat dönemlerine, gelişimsel ihtiyaçlara duyarlılık. Çocuk ve gençlik eğitimlerini birlikte düşünürsek İlkokul dönemi eğitimlerinde sivil kuruluşlar adab-ı muaşeret ağırlıklı bir eğitim yapabilirler. Dini eğitim veren kurumlar için Kur’an-ı Kerim ve temel dini bilgiler eğitimi vermenin de en uygun zamanı ilkokul dönemidir. Bu dönemde çocuklar yeni bilgiler edinme konusunda oldukça istekli oluyorlar. Ortaokul dönemi kimliğin ilk gelişim dönemidir, bu dönemde yeterli olmayan ahlaki gelişimle birlikte, gençler tarafgirlik düzeyinde bir kimlik gelişimine sahip olabilir. Yani dinine, medeniyetine, milletine olan tarafgirliğin fikri tohumları bu aşamada atılabilir. Ancak bunların tahkiki anlamda ortaya çıkabilmesi, fikir ve hikmete dayalı bir kimliğin gelişiminde gençlere rehberlik etmek için uygun dönem lise dönemidir. Psikososyal odak bu dönemde meslek, din, ideoloji gibi temel kimlik öğelerindedir. Üniversite yıllarında kariyere, hayata hazırlık ve yaşam tercihlerinin belirginleştirilmesi gelişimsel odakta kendini gösterir. İşte sivil kuruluşlar gençlere ulaşmak için onlara bu krizlerinde yardımcı olmalıdır.

Beşinci ilkemiz bütünsel gelişimdir. Bu yaklaşım ile kastımız zihinsel, duygusal ve bedensel gelişimin birlikte sağlanması. Bize benzer kuruluşların gençlere yönelik çalışmaları ağırlıklı olarak bilgi ve tutum kazandırmaya yöneliyor. Halbuki bizim düşünce dünyamızda iyi ve güzel birlikte düşünülür. Hayatımızı daha sahih hale getiren şeyler yalnızca doğrular değil aynı zamanda güzelliklerdir. Gençlerde bir estetik zevk ve bakışın geliştirilmesi çokça ihmal edilmektedir. Gençlerin teknoloji ve sanallaşmanın etkisiyle giderek pasif ve obezleştiği düşünüldüğünde gençlik eğitimleri yukarıda sayılan fikri çerçeve ile birlikte gençlerin hareket ihtiyaçlarını karşılama, zindeliği, atikliği bir değer olarak öne çıkarmada gayretli olmalıdır.

Çalışmalarımızda altıncı ilkeyi Kabiliyet ve Hedeflere Göre Çeşitlendirme şeklinde tanımladık. Zira gözleyebildiğimiz kadarıyla gençlere yönelik yaygın eğitimlerde çoğunlukla standart programlar takip edilmekte. Yaygın eğitim kurumları gençlerle çalışmak için uzun sürelere sahip değiller. Yine de eğitim ve etkinliklerin öğrencilerin kabiliyetleri ve gelecek hedeflerine göre çeşitlenmesi sağlanmalı. Özellikle lise gençliğine yönelik eğitim programlarının ilk seneden sonra öğrencilerin kabiliyetleri ve muhtemel kariyer alanına göre çeşitlendirilmesi düşünülmelidir. Kabiliyetlerin tespitinde de öğrencinin çeşitli çalışmalarda gözlenmesi neticesinde elde edilen veriler büyük ölçüde fikir verebiliyor. 

Son ilkemiz ise Hal ile Eğitim-Rehberler Eşliğinde Eğitim. Eğitim ve öğretim kavramlarının farkı düşünüldüğünde gençlerle ilgilenen, yaygın eğitim yapan kurumların daha çok eğitim boyutuyla ilgili olduğu aşikar.  Eğitimin ana amacı ise karakteri, ahlakı güzelleştirmek, insanı itidal çizgisine çekmektir. Örneğin bir insan parayla ilişkisinde aşırı vermeye yönelirse savurgan, aşırı tutucu olursa cimri olur. İslam ahlakı ise cömert olma noktasında itidali önerir. Ahlakın güzelleşmesinde, davranışların itidale ulaşması ve erdeme dönüşmesinde sözlerden çok tutum ve davranışlar, olumlu örnekler, hayatta olan örnekler esas alınıyor. Bu nedenle gençlere yönelik eğitimleri kurgularken büyük kalabalıklara hitap eden salon toplantıları, dersler vb. etkinliklerden daha ağırlıklı olarak gençlere davranışlarıyla örnek olacak kişilerin eşliğinde bir eğitim verilmesini uygun buluyoruz. Şu halde yukarıda bahsettiğimiz ilkelerin önemli bir kısmının hayata geçirilmesinde rehberlerin seçiminde gösterilecek özen kilit bir öneme sahip. Tabii seçim yeterli değil, gençlere rehberlik yapacak kişilerin sürekli ve nitelikli bir eğitim alması da meselenin diğer bir yönü.