2021 Bahar Dönemi İnsan ve Toplum İlm-İ Hâli Programı Tamamlandı

17 Nisan 2021

“Aile, dünyaya açılan kapıdır.” ilkesinden hareketle YEKDER Yetişkin Eğitimleri Komisyonu bünyesinde ebeveynlerin ilgisine sunulan İnsan ve Toplum İlm-i Hâli eğitim programı, 2021 Bahar dönemini tamamladı.


İnsan ve Toplum İlm-i Hâli eğitim programı kapsamında geliştirilen seminerlerde aileler; sağlık, medya, sosyoloji ve psikoloji konularında günlük hayata temas eden güncel bilgilerle dünyadaki gelişmelere karşı yetkinleştirildi. 


“İslam Kültür Başkentleri”, “Kıssalar Rehberliğinde İnsan ve Toplum”, “Dijital Çağda Medya ve İnsan”, “İnsan Fıtratı ve Yaşam” seminerleri ile yetişkinlerin yeni bir gündem oluşturmasına yardımcı olunan programda dünyadaki gelişmeler hakkında bilgiler verilerek Türkiye’deki yansımaları ele alındı.


Programın son seminerleri Hilal Ferşatoğlu ve Ayşe Nur Özkan’ın sunumları ile gerçekleştirildi.


“Bir coğrafyayı anlamak için onun kültür mirasına bakmak şarttır.”


Hilal Ferşatoğlu’nun bilgi ve tecrübelerini aktararak sunduğu İslam Kültür Başkentleri’nde Bosna Hersek, İsfahan, Kırım şehirleri incelendi. Bosna şehrinin anlatıldığı derste Srebrenitsa Katliamının şehirdeki izleri, Bosna halkının yaşadığı zulmün büyüklüğünü de gözler önüne serdi. Bosna insanlarıyla yaptığı görüşmelerden detaylar aktaran Ferşatoğlu, “Bosna’daki anneler eğer çocuklarının cesedini, kemiklerini bulamıyorsa Bileşmiş Milletler o çocuğu doğmamış sayıyor.” cümlesiyle zulmün bugün de devam ettiğini ifade etti. 


“Vicdan, Allah’ın tezahür ettiği yerdir.”


Ayşe Nur Özkan’ın anlatımıyla gerçekleştirilen Kıssalar Rehberliğinde İnsan ve Toplum dersinde Hz. İbrahim kıssasına devam edilerek sırasıyla Hz. Yunus, Hz. Süleyman ve Hz. Lut kıssalarına geçildi. Hz. İbrahim örnekliğinde küfr-iman ekseninde anne-babaya ihsandan bahseden Özkan, Hz. Yunus ile “sorumluluk”, Hz. Süleyman ile “güç/iktidar”, Hz. Lut ile “yaratılış fıtratı” kavramlarını değerlendirdi. Özkan, “Vicdan, Allah’ın tezahür ettiği yerdir.” diyerek sorumluluğu hesap verebilir olmakla tanımladı. Aynı zamanda medenîliğin ölçüsünün o şehirdeki zayıflara yapılan muameleyle belirlendiğini vurgulayarak son derste sünneti taklit değil tahkik kriteriyle değerlendirmek gerektiğini ifade etti.