İnsan ve Toplum İlm-i Hâli Eğitim Programı Tamamlandı!

06 Ocak 2021

Yetişkin Eğitimleri Komisyonumuz tarafından dijital ortamda gerçekleştirilen “İnsan ve Toplum İlm-i Hâli” eğitim programının 2020 Güz dönemi tamamlandı. 10 hafta boyunca “Aile İçi İletişim”, “Kur’an-İnsan ve Toplum” ve “Aile İlmihali” kapsamında düzenlenen program da toplam 30 seminer gerçekleştirildi. Programın sonunda katılımcılarla yapılan değerlendirmeler bölümünde, aktarılan eğitimlerin hedeflerine ulaştığı tespit edildi. Katılımcılar kendilerinde oluşan farkındalıkla beraber yaşamlarında değişen durumlardan bahsederken YEKDER Yetişkin Eğitimleri Komisyonu çatısı altında bir araya gelmiş olmanın memnuniyetini de dile getirdi. 


“Çocuklar; ciddiye alınmak, kabullenilmek, destek ve tutarlılık ister.”


Pazartesi günleri Dr. Muhammet Öztabak ile gerçekleştirilen “Aile İçi İletişim” seminerlerinde günlük hayatta sıkça karşılaşılan iletişim hatalarından bahsedildi. İnsanların iletişim esnasında birbirini suçlamasının veya yargılamasının iletişim yollarını tıkayan ciddi bir engel olduğu anlatıldı. Yine iletişim esnasında tarafların karşılıklı olarak fikirlerini önemsemeyip alaya almasının kişilerin öz-saygınlığını azalttığı belirtildi.


Dr. Muhammet Öztabak; aile-çocuk ilişkisini ele aldığı derslerinde çocuğu “olmasını istediğimiz gibi” değil “olduğu gibi, tüm gerçekliğiyle” kabullenmenin çok önemli olduğunu, kabul gören çocuğun kendini daha değerli, saygı değer hissettiğini ifade etti.


Çocukların çok fazla soru sormasını avantaja dönüştürmek gerektiğini belirten Öztabak, çocukların soru sorma anlarının aslında etkilenmeye en açık anlar olduğunu belirterek derslerini tamamladı.


“Bu dönemde çocuk yetiştirmek bataklıkta çiçek yetiştirmeye benziyor.”


Kur’ân-İnsan ve Toplum seminerleri bağlamında on hafta boyunca gerçekleştirilen derslerde ele aldığı konuları ayet ve hadislerin rehberliğinde çeşitli perspektiflerle katılımcıların zihnine kazandıran Ayşenur Özkan; son derslerinde “Postmodern Dünyada Aile Olmak” konusunu ele aldı. Özkan, çocuğun Allah inancında “anne” ile olan bağının çok önemli olduğunu belirtirken “baba” rolünün de çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini anlattı. Konu ile alakalı olarak yapılan araştırmaların birçoğunda öne çıkan ateistlerin biyografileri incelenmiş ve “baba yokluğu/travması/kötülüğü” etkeninin dini inkâr yoluna sevk ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

“Gerçek duygu ve düşüncelerini ifade edebilen bireyin iç ve dış dünya farkı yoktur.” cümlesine vurgu yapan Özkan, kişilerin iç ve dış hallerini

“İnsanın içinin dışından iyi olması fazilettir.

Dışının içinden iyi olması taşkınlıktır.

İçi ve dışının bir olması adalettir.”

şeklinde değerlendirdi.


Bir insanın topluma yapacağı en büyük iyiliğin kendisini geliştirmesi olduğunu belirten Özkan, çocuklara ancak bu yolla doğru rol modeller olunabileceğini ifade ederek “Dijital dünyanın esiri olmaktan kendimizi ve çocuklarımızı korumak çok zor. Bu biraz da bataklıkta çiçek yetiştirmeye benziyor fakat eğer bu dönemde yaşıyorsak bu güç bizde var.” dedi.  Katılımcıların seminer değerlendirmelerini dile getirmesiyle seminerler sona erdi.


“Aile olmak/Aile kalmak emek ister.”


On hafta boyunca cuma günleri “Aile İlmihali” seminerlerini sürdüren Nimet Yılmaz, “İslam Ahlakının Ailede Tezahürü” başlıklı sunumunda ailede “Sükûnet, Meveddet (sevme, sevgi), Merhamet” kavramlarının olmazsa olmaz kavramlar olduğunu belirtti. Ailede sevgiyi hissetmenin yeterli olmadığını, sevgiyi göstermek için emek harcanmasının önemli olduğunu vurgulayan Yılmaz, bireylerin “Hakkımı alırım.” demeden önce “Sorumluluğumu yaparım.” demelerinin ailede birçok sorunun çözümünde önemli rol oynayabileceğini söyledi.


Aileyi bireyin kendi olabileceği ve kendi kalabileceği yegâne sığınağa benzeten Yılmaz, önemli olanın ailede sorun yaşamamak değil bu sorunlarla başa çıkabilmeyi öğrenmek olduğunu hatta sakin, güvenli bir tartışmanın sorunların çözümü ve ailenin birbirine yakınlaşması için önemli olduğunu ifade etti.


Nimet Yılmaz, aile içi sorunlar konusunda katılımcıların tecrübelerini dinleyip tavsiyelerde bulundu ve dersini “Tenkit edip kalp kırmak yerine, takdir edip gönül kazanmalı.” diyerek bitirdi.