Mukabele Vakti İle Ramazan-ı Şerif Yolculuğunun Yarısına Geldik

28 Nisan 2021

YEKDER’in hanımlara yönelik ve çevrimiçi olarak düzenlediği, Ramazan-ı Şerif’in önemli bir ameliyesi olan “Mukabele” ve “Kur’ân’da Ahlakî Değerler Meali” programı on beşinci gününde katılımcıların ilgisi ile devam ediyor. Her gün gerçekleşen programda Şaziye Özkan ve Büşra Yılmaz’ın Kur’ân-ı Kerim tilavetinin ardından hasbihâl konuları ile birçok konu ele alınıyor.  


İyiliğe aracı olmak

Dördüncü ve beşinci günlerde, tilavetin ardından gerçekleştirilen hasbihâl programında konuk olan yönetmen ve aktivist Tülay Gökçimen; iyiliğe aracı olmak, insanın kendisine ve topluma rağmen iyi kalmasının yolları hakkında şahsi tecrübelerinden örnekler vererek anlatım gerçekleştirdi.


Terazinin ağır gelen kefesi: Adalet

Altıncı günün konuğu İstanbul İl Müftü Yardımcısı Halime Yıldız ise dünya nizamının temeli olan adalet kavramı hakkında hasbihâlde bulundu. Yıldız, konuşmasında adaletin her şeyi dengeli yapmak, herkese hakkını vermek, her şeyi yerli yerine koymak anlamlarına geldiğini ifade ederek kişinin aldığı roller çerçevesinde adaletle muamele etmek mecburiyetinde olduğunu vurguladı.


Soru sormanın adabı: Ne sorulur? Nasıl sorulur?

Yedinci günde ise Yasemin Köycü, soru sormanın adabı üzerine yaptığı hasbihalde insanın bilmek için veya meydan okumak için soru sorabildiğini ifade ederek kişinin haddini bilerek soru sorması gerektiğini vurguladı. Köycü, konuşmasında soru sorarak öğrenmenin ilahi bir fiil olduğunu, doğru zamanda doğru sorular sormanın önemli olduğunu ayet ve hadisler yardımıyla açıkladı.


Sakınmanız gereken tutum ve davranışlardan: Zann

Sekizinci gün hasbihâl konuğu olan Asiye Ergün, “Yeryüzünde bulunanların çoğu, kendilerine uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar zandan başka bir şeye tâbi olmuyorlar ve temelsiz bir tahminden başka bir şeye de dayanmıyorlar.” (En’am 6/116) ayetinde geçen zann kavramı üzerine bilgilendirmelerde bulundu. Ergün, zannın kuşku, şüphe, kanaat anlamı olduğu gibi düşünülüp taşınılarak ulaşılan kesin bilgi anlamlarına geldiğini ifade ederek yeteri kadar bilgi sahibi olmadan yapılan zandan sakınmamız gerektiğini vurguladı. Gazzali’nin “Zan, kalbin gıybetidir.” sözü, zihinlerde yer eden bir cümle oldu.


İnsana yakışan: Affedici olmak

Dokuzuncu gün Kadıköy İlçe Vaizesi Ayşe Nur Özkan’ın misafir olduğu ahlakî değerler meali bölümünde; affedici olmak başlığı konuşuldu. Özkan, konuşmasında affı doğru bilmiyorsak ya boyun eğicilik noktasında ya da intikam, öfke ve kin ikileminde kalınabileceği, affetmenin her zaman takvaya uygun olduğu, insanın affetme duygusunun zayıf mı güçlü tarafı mı olduğunu iyi tahlil etmesi gerektiği, sınırsız affedicinin Allah (cc.) olduğu konuları üzerinde durdu.


Bana dostunu söyle!

Onuncu gün okunan cüzde geçen ayetler Göngören İlçe Vaizesi Nimet Yılmaz tarafından veli-velayet kavramları ekseninde değerlendirildi. Konuşmasında “Velayet, bir müminin diğer bir mümini kendisi gibi görmesi, kendi işini görür gibi kardeşinin işini görmesidir. Veli olmak mümin olmanın gereğidir. Herkes kendisi gibi olanlarla birlikte güçlenir müminlerden de Allah bunu istemektedir. Mümin kadın ve mümin erkeklerin birbirlerine veli olması bilinçli bir tutum ve farkındalık barındırmaktadır.” ifadelerinde bulunan Yılmaz, dostluğun dünya ve ahiret yaşamındaki öneminden bahsetti.


Sıddık olmak

On birinci gün Şerife Alcan tarafından gerçekleştirilen hasbihâl konuşmasında Tevbe Suresinde yer alan “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.” ayetinde geçen “sıdk” fiili ve türevleri olan “sadık”, “sıddık” kavramları ele alındı. Alcan, doğrulukta asıl olanın özde, sözde ve amelde doğruluk olduğunu ayet ve hadislerden aldığı örneklerle açıkladı.


Bilmediğimiz yönleriyle Hz. Yusuf

On ikinci günün hasbihâl konuğu olan Büşra Murat, dinleyicilere kıssaların en güzeli olan Hz. Yusuf kıssasının bilinmeyen yönlerini aktardı. Hz. Yusuf kıssası özelinde özgürlük, merhamet, değerli-değersiz hissetmek,  duygu yönetimi konuları ele alınarak kıssanın “iyi insanların gittikleri her yeri cennete çevirebildikleri” gibi topluma ve insana yansıyabilecek yönleri vurgulandı.


Tevekkül her zaman

Ferahiye Sakarya’nın konuk olduğu on üçüncü günün ahlakî değeri tevekkül idi. Tevekkülün Allah’a güvenmek anlamına geldiği ve iman ile doğrudan bağlantılı olduğu, tevekkül etmenin istişare, tedbir ve sebeplere dayanmayı ihmal etmemeyi gerektirdiği ayet ve hadislerden örneklerle açıklandı.


Nimete şükür gerek

On dördüncü günde Kadıköy İlçe Vaizesi Hilal Ferşatoğlu ile şükür ve teşekkür kavramları hakkında hasbihal edildi. İnsanların az bir kısmının şükür sahibi olduğu, her nimetin şükrünün yerine getirilmesi gerektiği, şükrün kalp, dil ve beden ile yapılabileceği, Allah’ın şükreden kişiye nimetini artıracağı, şükrün olmadığı yerde nankörlüğün, zulmün baş göstereceği anlatıldı.


Cimrilik ve savurganlık arasında insan

On beşinci cüzün ahlakî değerler mealinde “Cimrilik ve Savurganlık Arasında İnsan” konusu Nimet Yılmaz tarafından hasbihal edildi. Cömertliğin her ahlaki değer gibi itidal noktasında olduğu, ifrat noktasının cimrilik; tefrit noktasının da savurganlık anlamına geldiği ayetlerle izah edildi. İnsanın nimete, mala bakışı doğru olursa Allah ve diğer insanlarla olan ilişkilerine de olumlu yönde yansıyacağı, insanın her türlü cimrilik ve savurganlıktan kaçınmasının kendisini cömertliğe ve Allah’ın sevgisine götüreceği belirtildi.